Farmville yüzünden bebeğini öldürdü

Farmville yüzünden bebeğini öldürdüABD’nin Florida Eyaleti’nin Jacksonville kentinde, Alexandra Tobias (22) adlı anne, Facebook’taki Farmville adlı oyunu oynarken kendisini rahatsız eden 3 aylık oğlunu öldürdü. İkinci derecede cinayetten tutuklanan Tobias’ın, önce Farmville oynamasını engelleyecek kadar ağlayan çocuğunu sarstığı, sakin bir şekilde sigara içtikten sonra da susmayan oğlunu cansız kalana kadar sarsmaya devam ettiği ortaya çıktı.

50 YIL YATABİLİR

Türkiye’de de çok sayıda kullanıcısı olan ve insanların kendi sanal çiftliklerini kurarak ekip biçtikleri Farmville’i dünya genelinde yaklaşık 70 milyon kişi oynuyor. Oyunda zamanında toplanmayan meyve ve sebzeler kuruyor. Şimdi genç kadını 50 yıla kadar hapis cezası bekliyor. Karar aralık ayında verilecek.

GAZETE HABERTÜRK

31 Ekim 2010 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »

Kocasını şeytan sandı çocuklarıyla camdan atladı!

Kocasını şeytan sandı çocuklarıyla camdan atladı! Fransa’nın başkenti Paris’de üçüncü katta yaşayan 12 kişilik bir aile evin resini Şeytan zannedince, panik ve korkuyla camdan atladı, dört aylık bebek hayatını kaybetti.

Sabah kalktığında kocasını çıplak bir şekilde salona girerken gören kadın, şeytan gördüğünü zanetti ve kocasını bıçaklayarak camdan itti.

Adamın yaralanmasına rağmen tekrar yukarı çıkması üzerine çığlıklar atan kadın tüm ailenin paniğe kapılmasına neden oldu. 12 kişilik ailenin küçük çocuklarını kucaklarına alarak camdan atlaması sonucunda dört aylık bir bebek öldü, 2 yaşındaki bir çocuk ise ağır yaralandı.

25 Ekim 2010 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »

Pornocu genç kız 2 bin dolar için 32 bin dolardan oldu!

Pornocu genç kız 2 bin dolar için 32 bin dolardan oldu!

ABD’deki Arizona Devlet Üniversitesi’nde burslu olarak eğitim gören Elizabeth Hawkenson, porno film seçmeleri için kaydettiği cinsel içerikli videoda 18 yaşından büyük olduğunu kanıtlamak için okul kimliğini gösterince okul bursundan oldu.

Deneme çekimlerini gerçekleştiren Backroom Casting Couch adlı porno sitesi, 19 yaşındaki kızın görüntülerini reklam amaçlı olarak sitenin şifresiz bölümünde kullanınca, bu görüntülerde okullarının logosunu tanıyan mezunlar okula şikâyette bulundu. Bu görüntüler karşılığında 2 bin dolar kazanan Hawkenson, üniversiteden aldığı 32 bin dolarlık bursu ise kaybetti.

12 Ekim 2010 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »

Erkekle Şaka Olmaz

Kadınlar her konuda erkeklerle yarışmaya bayılırlar… Ama nereye kadar?

13 Ocak 2009 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »

Dişi Flört Hareketleri

Kadınlar da erkekler gibi saça dokunma, giysileri düzeltine, bir veya iki ellerini birden kalçalarına koyma, ayak ve vücudun erkeğe çevrilmesi daha uzun mahrem bakışlar ve artan göz teması gibi aynı temel hazırlık hareketlerini kullanırlar. Ayrıca erkek saldırganlık hareketi olmasına rağmen bir dişi inceliğiyle kullanılan ve sadece tek başparmağın kemere sokulduğu veya bir çanta veya cepten dışarı çıktığı başparmaklar kemerde hareketini yaparlar.

Heyecan dolu bir ilgi kadınlarda da gözbebeklerinin büyümesine ve yanakların kızarmasına yol açar. Bunun ardından diğer dişi flört sinyalleri gelir. Devamini Oku…

10 Ocak 2009 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »

Kız Psikolojisi Dersleri I – Kimden Ötürü

Yalnızca meraklısına hitaben hazırlanmış olan kız psikolojisi derslerinde ilk bölüm. Dikkatle izlenmeli ve ibret alınmalı… Kız psikolojisini özümsemek isteyen arkadaşlara faydalı olacağını düşünüyorum…

06 Ocak 2009 tariihinde Admin Abi yazdi | 3 Yorum Var »

I – Bir Salağa Aşık Olmak

    Her şey başladığında, kapı arkalarına asılan saatli maarif takvimleri 1995 yılının Ekim ayını gösteriyordu. O zamanlar daha Internet tüm dünyayı beşeri bir din gibi etkisi altına almamıştı ve biraz da bu nedenle Microsoft hisseleri NYSE’de kabul görmeyen kağıtlardandı, cep telefonunu ise daha yalnızca borsacılar kullanıyordu. Buna rağmen herkes 2000 yılında oraya buraya ışınlanacağını düşünerek seviniyordu! Yani o kadar zor zamanlardı!  

Sense kara kuru, siyah saçlı, orta boylu ve yüzündeki masumiyetin üzerine koyu bir “entelektüellik” cilası atan yuvarlak gözlükleri olan, 14 yaşlarında bir çocuksun daha o günlerde. Adın mı?! Adın Oktay…  

İstanbul’da küçük bir çocuk olmak zaten başlı başına büyük bir problemdir. Çirkin insanların aşık olmaya hakkı yoktur çünkü bu şehirde! Hele de hem çirkin, hem de kendini zeki sanan ufak bir çocuksan, yapmaman gereken belki de tek şey salak bir kıza aşık olmaktır! Devamini Oku…

04 Ocak 2009 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »

II – Aşkın Kanununu Yazsam Yeniden

Bu vahim olaydan sonra, “Arkadaşlığımıza zarar verme!” diyen Buse, sana bir kez olsun selam bile vermiyor. Hemen o dersin ertesinde, sınıfta oturduğu yeri değiştiriyor ve o andan sonra sana bakışlarında hep otoban kenarında ezilmiş bir yavru köpeğe fırlatılan acıma ifadeleri okunuyor. Defalarca onunla yeniden konuşmaya çalışıyorsun, ama Buse yanaşmıyor buna. Konuşsa bile, sanki hiç tanımadığı biriyle konuşurmuş gibi konuşuyor seninle. Peki neler oldu? Niye bozuldu o güzel arkadaşlık? Aşık olmak, ayıp bir şey mi ki?

         Evet, ayıp! Buse de sevmişti seni, ya da en azından etkilenmişti senden, ama gecelerce kulaklarında çınlayan o lanet olasıca soru, aranızdaki her şeyi daha başlamadan bitirmişti : “Elalem ne der?”

         Buse, gecelerce düşündü seni, senin her sözünü düşündü, doğum gününü söylemiştin bir derste hızla konuşurken, Buse sana hiç hissettirmeden defterine yazmıştı bu tarihi… Eve gider gitmez hep seni düşünüyordu, ne doğru düzgün yemek yiyebiliyordu ne de yüzü gülüyordu. Aşık olmuştu o da sana, ama “Elalem ne der?” diye düşünerek içine gömmüştü yaşadığı bu çocukça aşkı.

Gömebileceğini sanıyordu o zamanlar, aşktan kaçılabileceğine, bunun inkar edilebileceğine inanıyordu! Yoksa “kötü kız” derdi ona herkes, hem de çirkin bir çocukla bulaştığı bir aşk oyunu için, hem de anne ve babası boşanmış zavallı bir çocukla çıktığı bu maceralı yolculuk için, “kötü kız” olarak damgalarlardı onu! Bu ne korkunç bir düşünceydi?! Buse, sana tam  söz verdiği gibi “Evet!” diyeceği sırada, bu düşünceler aklına hücum etmeseydi elbette bütün tarih daha farklı yazılacaktı!

Devamini Oku…

04 Ocak 2009 tariihinde Admin Abi yazdi | 1 Yorum Var »

III – Kız Psikolojisine Hızlı Giriş

Okuldan ayrıldığın o günden sonra, yeni bir okula kayıt yaptırıyorsun, yeni insanlarla tanışıyorsun, yeni bir hayata başlıyorsun, değişmeyen tek şey Buse’ye duyduğun o büyük aşk! Değiştiği değil ancak geliştiği iddia edilebilir!

Buse’nin seni reddettiği o günlerde, bunun tek nedeninin çirkinliğin olduğunu sanıyordun. Yakışıklı olsaydın elbette Buse sana “ Biz arkadaşız!” demezdi. Böyle bir cevabı bir kız neden verirdi ki?! Bunun başka hiçbir açıklaması olamazdı! Çirkin olduğun için reddedilmiştin işte, hepsi bu! Ama okuldan ayrılmanın üzerinden daha birkaç hafta geçtikten sonra hayattaki en büyük iki öğretmeninden birincisi ile tanıştın. Ve tüm düşüncelerin bir anda alt üst oldu!

         Avare avare gezdiğin sokaklarda büyük bir kitapçıya girmiş, cebindeki az paraya rağmen kitaplara göz atıyorsun. Güzel bir şeyler bulabilirsen kesinlikle alacaksın! Canın gerçekten çok sıkılıyor, Buse olayının başladığı günlerden beri doğru düzgün kitap da okumuyorsun zaten. Raflardaki kitaplara bakarken bir anda turuncu düz kapaklı, senin yaşındaki hiçbir çocuğun dikkatini çekmeyecek bir kitaba gözün takılıyor, kitabın üzerinde “Beş Konferans ve Psikanaliz’e Toplu Bakış” yazıyor, altında da yazarın adı: “Sigmund Freud” Bu yazarı duymuştun ama daha önce hiçbir kitabını okumamıştın, heyecanla kitabın arkasını çeviriyorsun; fiyatı da oldukça ucuz! Kitabın içine bakarak kasaya doğru yöneliyorsun. Kasada duran tecrübeli kitapçı, kocaman göbekli ve sakalları tüm suratını istila etmiş, kocaman kalın camlı bir gözlüğü olan ve 40’lı yaşlarda gösteren bir adam; dışarıdan bakınca dükkanda bulunan tüm kitapları hatim etmiş gibi bir izlenim uyandırıyor insanın üzerinde. Senin elindeki kitabı görünce, “Bunu alacağından emin misin genç adam?” diyerek gülüyor.
Devamini Oku…

04 Ocak 2009 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »

IV – Ergenlik Döneminde Kız Davranışları

    Kazandığın lisenin açıldığı sabah, okula gittiğinde, herkesten daha heyecanlı olduğun her halinden belli. Kafandaki tek düşünce kızlarla tanışmak ve onların davranışlarını izlemek. Freud çok ciddi şeylerden bahsetse de, gerçekte ihtiyacın olan daha basit bilgiler var. Daha o zamana kadar hiçbir kitabın önemseyerek üzerinde durmadığı basit bilgiler belki de sana sorduğun o lanet soruyu cevaplamak için büyük bir fırsat verebilir.

         Sınıfa geldiğin ilk gün, sınıfı ciddi bir şekilde gözlemlemeye başlıyorsun. Sınıf toplam 38 kişiden oluşuyor ve bunlardan 14 tanesi kız. Bunu daha ilk dersten sayıyorsun. Kızlara daha ilk teneffüsten itibaren dikkatle bakmaya başlıyorsun ve çok geçmeden sınıftan ancak 8 kızın işe yarar güzellikte olduğuna karar veriyorsun. “Diğer 6 tanesini at gitsin!” diye düşünerek gülümsüyor ve sessizce etrafı izlemeye devam ediyorsun.

         Ertesi gün okula geldiğinde ise çok şaşırtıcı bir şeyle karşılaşıyorsun. Bu okul tüm şehirden sınavla toplanan insanlardan oluşuyor, sınıfa gelen hiç kimse birbirini daha önceden tanımıyor ama okulun daha ikinci gününden kızlar birbirleri ile kaynaşmış ve sınıfta üç kız grubu oluşmuş. Peki neden ve nasıl üç ayrı gruba bölünmüştü bu kızlar? Sınıftaki erkekler daha birbirinin adını bile öğrenemeden bu kızlar nasıl olup da kol kola girerek bahçede tur atmaya başlamışlardı? Onları birbirine çeken şey neydi? Neye göre oluşturdular bu grupları? Ve neden daha ikinci günden iki kız grubu birbirine girdi? Bu sorular senin beynini kemirirken, birden gruplaşan kızların ortak özelliklerini incelemenin işe yarayabileceğini düşünüyorsun.

Devamini Oku…

04 Ocak 2009 tariihinde Admin Abi yazdi | Yorum Yok »